
Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği ikinci sınıfındaydım. Yıl 1993. Bayram Binici Hoca Efendi’nin iki haftada bir Milli Gençlik Vakfı’nda (MGV) mutat olarak gerçekleştirdiği sohbetlerden birinin sonunda, “Size bir müjdem var.” diyerek söze devam etti. “İnşallah bu yaz, Koyunlu kasabasında imanı çok güçlü bir hacı abi olan Osman Nuri Önügören, bir medrese çalışması için bizimle istişarede bulundu. Dualarınızı bekliyoruz; çok güzel bir ilmi çalışma başlayacak.” dedi. Osman Nuri Önügören ismini ilk kez o gün bu vesileyle duydum. Aynı yılın yaz dönemine, Koyunlu Fatih Camii Medresesi hummalı bir çalışmanın ardından eğitim vermeye hazır hâle getirildi.
Medresedeki ilk günümüzde kırk öğrenci olarak Bayram Binici Hoca Efendi ve Osman Nuri Önügören’in karşısındaydık. Bayram Hoca, bu ilmi çalışmanın önemini anlattıktan sonra sözü Osman Nuri Önügören aldı. Cami ve külliyenin inşa sürecini aktarırken şu hatırasını paylaştı: “Bu caminin projesini mimara çizdirdikten sonra, açılışını yapması için Erbakan Hocamıza arz ettim. Projeyi inceledi ve bana, ‘Osman Bey, bu caminin müştemilatına bir İslami İlimler Merkezi de eklersen, hem temelini atmaya hem de açılışını yapmaya gelirim.’ dedi